Mezitli Davultepe'den Ümmü Halanın Selamı var..!




takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al
Mersin Sondakika

Mezitli Davultepe'den Ümmü Halanın Selamı var..!


Bu haber 2021-03-16 22:28:32 eklenmiş
Bugün Sabah Kale köyüne gittim. Daha doğrusu Kale köylü bir kısım yurttaş “gel bir tanışalım, iki sohbet edelim” dediler, ben de onlarla tanışmaya gittim. Aslında benimkisine iadeyi ziyarette diyebilirsiniz. Çünkü onlar köycek toplanıp 09.03.2021 Salı günü yapılan Mersin Büyük Şehir Belediyesi, Mart meclisine gelmişlerdi. Ellerinde zeytin dalları, güller ama en çok da narenciye dallarıyla, mandalina ile limon ile portakal ile gelmişlerdi ziyaretimize.
Gayet nazik ve nezih bir şekilde dertlerini anlattılar, getirdikleri hediyeleri meclis üyelerine, başkanlara ve basın mensuplarına bırakarak döndüler köylerine (mahallelerine). Dertlerini anlattılar dediysem aslında anlattıkları sadece onların derdi değil hepimizin derdiydi. Hatta belki onlardan çok bizim derdimizdi diyebilirim. Dediler ki; Yahu arkadaş bizim bahçelerimizi kesmek, talan etmek yok etmek istiyorlar. Onları duyunca tepemden vurulmuşa döndüm. Ya biz bir kilo portakalı almak için, salataya sıkacak bir limona ulaşmak için, kahvaltıda üç beş zeytini bir araya getirmek için canımız çıkıyor. Kim neden sizin (aslında hepimizin) ağaçlarını kesmeye cüret eder.
Şimdi meclis var sen var gir meclisine sonra işin bitince gel köye anlatalım sana dediler.
Bende dediğim gibi bu sabah gittim köylerine. Oturduk uzun uzun sohbet ettik. Ümmü hala ile tanıştık, beni en çok şaşırtan insanlardan biri oldu doğrusunu söylemek gerekirse. Çocukları, hatta torunları yetişmiş bir halamız. Bu yaşında toprağa olan bağlılığından bir zerre olsun kaybetmemiş. Üretme, var etme ve var ettiklerini paylaşma peşinde. Sabah vardığımızda çoktan kalkmış, kızlarıyla torunları ile sacın altını yakmış, senidi indirmiş, hamuru yoğurmuşlar sıkma börek yapıyorlar. Otur şöyle yamacıma dedi. Bir yandan sıkma börek yedik bir yandan sohbet ettik.
Ardından Ümmü hala haydi bin arabaya seni bahçeye götüreceğim dedi. Elini şöyle bir şalvarının cebine attı, cebinden üç tane kabuklu badem çıktı. Bir şey söylemeden uzattı bana aldım ceketimin cebine attım bende. Ardından elini bir daha attı cebine bir araba anahtarı çıkardı, haydi bin şu beyaz arabaya dedi. Şaşkın bindim. Torun torba sahibi Ümmü hala arabayı çalıştırdı, usta manevralarla evin önünden döndü koyuldu bahçe yoluna. Şaşırdığımı görünce herhalde, açıklama yapma gereği duydu, bu kızların babası dedi, bunlar çok küçükken vefat etti, bunlara bakmak için mecburen araba kullanmak dahil her bir şeyi öğrendik. Bahçelerin yanına varınca çekti bir köşeye indik arabadan. Bahçe başında başladık sohbete.
Şu gördüğün kadın dedi (kırklı yaşlarındaki kızını işaret ederek) daha çocuk yaşlardaydı, ötekiler daha doğmamıştı bile. Biz bu toprakları bahçe yapmaya başladığımızda. Buralara narenciye fidanlarını diktik, zeytin fidanları diktik, yıllarca gece demedik, gündüz demedik, gün oldu başında yattık, yani anlayacağın çocuklarımıza nasıl baktıysak öyle baktık bu ağaçlara. Çocuklarımızı nasıl büyüttüysek nazlı, öyle büyüttük bu ağaçları. Onlarda yıllarca bize baktılar, çocuklarımıza baktılar. Şimdi de onların çocuklarına bakıyorlar, okula gitmelerine velhasıl yaşamalarına neden oluyorlar.
Kale köyündeki narenciye bahçeleri 80’li yılların başında ekilmişler. Tırnaklarıyla toprağı kazmışlar, sırtlarında su taşıyarak sulamışlar. Sonra sulama birliği kurulmuş, yine tırnaklarıyla eşeleyerek kilometrelerce uzaktan geçen kanaldan boru çekerek su getirmişler. 90’lı yıllarda devletimiz toprakların kendisine ait olduğunu keşfetmiş. Yıllarca hazineye işgaliye (kira) ödemişler. Hem de öyle böyle değil milyarlarca lira. Bütün bu inşaat sıkıştırmalarına rağmen, kent köylerinin dibine gelmesine rağmen hiçbirinin aklına bahçeleri bozup apartman yapmak gelmemiş. Çünkü insanın beton kemiremeyeceğini en çok onlar biliyorlar.
Şimdilerde Toki denen beton ruh musallat olmuş başlarına, devletimizin de aklına gelmiş bu toprakların sahibi olduğu. Beton ruh şimdi diyor ki onlara; çıkın buradan ben buraları beton yapacağım. 260.000 (yazıyla ikiyüzaltmışbin) metre kare bahçeyi boşaltın beton kusacağım buralara diyor. Üstelik ne yerel yönetim tanırım ne yerel meclis, istediğim yerde istediğim şekil ve yoğunlukta beton kusarım.
Bizde diyoruz ki;
1-Ne yapacağınızı bilmiyoruz fakat buralara beton kusmanıza izin vermeyeceğiz.
2-Yeter artık Mersin’imizin güzel narenciye bahçelerine beton kustuğunuz.
3-İnsanlık beton kemiremez, temiz ve ulaşılabilir gıda için tarım alanlarının korunması zorunludur.
4-Buraların mülkü kimindir bizi ilgilendirmez, çünkü biz “toprak işleyenin, su kullananın” diyenlerdeniz.
5-Öte yandan bu bahçeler yıllardır buralara dişiyle, tırnağıyla emek verenlere devredilmelidir.
6-Yıllardır bu bahçelerin arsasına işgaliye ödeyen köylülere, bu yerler makul fiyatlarıyla satılmalıdır.
7-Toki vb. beton ilahları bir daha Kale köyü bahçeleri başta olmak üzere, hiçbir tarım arazisine musallat olmamalıdır.
8-Ümmü halanın hepinize selamı var ve diyor ki, benim bedenimi çiğnemeden bu topraklara beton dökemezsiniz.
9-Ben de diyorum ki; elçiye zeval olmaz. Elçiyim ama Ümmü halanında sonuna kadar yanındayım..
Abdurrahman Yıldız
Yenişehir Belediye Meclis Üyesi
Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi

ETİKETLER :
Diğer GÜNDEM haberleri

Yazarlar

Arşiv Arama
- -









Copyright © 2021 Haberonda.Net Gazetesi Tüm hakları saklıdır.
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat