Erdoğan: ''Milletimize Vereceğimiz En Güzel 2023 Hediyesi Olacaktır''






















































































takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al



Mersin Sondakika

Erdoğan: ''Milletimize Vereceğimiz En Güzel 2023 Hediyesi Olacaktır''

TBMM'de 27. Dönem 5. Yasama Yılı Meclis Başkanı Mustafa Şentop'un konuşmasıyla açıldı. Şentop'un ardından kürsüye gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa teklifiyle ilgili olarak ''Meclisimizin, mümkün olursa tamamının uzlaşmasıyla hazırlanacak bir yeni anayasa, milletimize vereceğimiz en güzel 2023 hediyesi olacaktır.'' dedi.
Bu haber 2021-10-01 22:21:38 eklenmiş


Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 27. Dönem 5. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel kurulda yaptığı konuşma ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şunları kaydetti:
 
 “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 27’nci Dönem 5’inci Yasama Yılı’nın bu yüce kurumla birlikte ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Millî Mücadele’nin öncüsü ve bilfiil yürütücüsü olan Meclisimizin kuruluşundan itibaren milletvekili sıfatıyla ülkemize hizmet eden tüm mensuplarını tazimle yâd ediyorum. Artık bir asrını geride bırakan Meclisimizde görev yapmış milletvekillerimizden vefat edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet niyaz ediyorum.
 
 
Büyük Millet Meclisinin ilk Başkanı ve Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, ülkemizin istiklal ve istikbal davasını sahiplenmiş herkese şükranlarımı sunuyorum. Malazgirt Zaferi’nden beri vatanımız olarak dört elle sarıldığımız bu topraklardaki varlığımızın ilelebet sürmesi için canları pahasına mücadele veren aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum. Aynı anlayışla vazife başında olan askerlerimize ve güvenlik güçlerimize, Rabbim hepsini muhafaza ve muzaffer eylesin temennisiyle, başarılar diliyorum.
 
“MECLİSİMİZ, ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN ÜLKESİNE VE MİLLETİNE HİZMET YOLUNDAN AYRILMAMIŞ MÜSTESNA BİR KURUMDUR”
 
 
Meclisimiz, iki defa gazilik unvanıyla müşerref olmuş, şartlar ne olursa olsun ülkesine ve milletine hizmet yolundan ayrılmamış müstesna bir kurumdur. Tıpkı Millî Mücadele döneminde olduğu gibi 15 Temmuz’da da Meclisimiz, kirli ellerin bu mübarek ülkeye, bu kutlu çatıya değmesine izin vermemiştir. Her biri diğerinden yoğun geçen yasama yıllarında gece gündüz çalışarak ülkelerine hizmet eden siz kıymetli milletvekillerimizin fedakârlıkları ve gayretleri, hiç şüphesiz tarihe takdirle kaydedilmiştir.
 
Artık milletimiz şunu biliyor: Türkiye Büyük Millet Meclisinin ışıkları yanıyorsa, Meclis çalışıyorsa, milletvekillerimiz görevleri başındaysa Allah’ın izniyle, bu ülkenin sırtı yere gelmez.
 
Meclis kürsüsünde ifade edilen her beyanın, milletin çıkarı gayesiyle dile getirildiğini düşünüyorum. Milletiyle ve vekilleriyle yürüttüğümüz her mücadele gibi, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası hedefimize de inşallah birlikte ulaşacağımıza inanıyorum.
 
Son yıllarda üretkenliği daha da artan Meclisimizin, 2023 hedeflerimize ulaşma ve 2053 vizyonumuzu hayata geçirme konusunda üzerine düşen sorumlulukları layıkıyla yerine getireceğinden şüphe duymuyorum.
 
Bir süre önce gündeme getirdiğimiz, ülkemize, tarihimizde ilk defa doğrudan millî iradenin eliyle yeni bir Anayasa kazandırma teklifimizin de Meclisimiz tarafından başarıyla hayata geçirileceğini ümit ediyorum.
 
Meclisimizin mümkün olursa tamamının uzlaşmasıyla hazırlanacak bir yeni Anayasa, milletimize vereceğimiz en güzel 2023 hediyesi olacaktır. Bunun için, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilerin yeni Anayasa tekliflerini en kısa sürede kamuoyuyla paylaşmalarını bekliyoruz.
 
Biz, seferle mükellef olduğumuz inancıyla bu girişimi başlattık, hazırlıklarımızı yapıyoruz, neticede karar ve takdir Yüce Meclisindir. Ülkemize kazandırmayı hedeflediğimiz doğrudan millî irade eliyle hazırlanmış bu ilk Anayasa teklifimize destek ve katkı verecek herkese şimdiden teşekkür ediyoruz.
 
“BİZ, KARDEŞLİĞİN, DAYANIŞMANIN, İŞ BİRLİĞİNİN KIYMETİNİ BİLEN HER ADIMIMIZI BUNA GÖRE ATAN BİR ÜLKEYİZ”
 
Değerli Milletvekilleri, geçtiğimiz sene yeni yasama yılının açılışı için bir araya geldiğimizde, buradan, Karabağ’ı ve işgal altındaki topraklarını kurtarmak için savaşan Azerbaycanlı kardeşlerimize desteğimizi ve duamızı ifade etmiştik. Hamdolsun, 44 gün süren bu zorlu mücadele Azerbaycan’ın zaferiyle sonuçlandı.
 
Böylece yaklaşık 30 yıldır işgal altında olan Azerbaycan toprakları ve Karabağ yeniden özgürlüğüne kavuştu. Biz de, bizzat Bakü ve Şuşa’yı ziyaret ederek Azerbaycanlı kardeşlerimizin sevinçlerine ortak olduk. İnşallah önümüzdeki haftalarda Azerbaycanlı kardeşlerimizle yine bir araya geleceğiz. Karabağ savaşı sırasında ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Azerbaycanlı kardeşlerimiz kadar bizim için de âdeta bir turnusol kâğıdı işlevi görmüştür.
 
İşgal altındaki topraklarını kurtarma mücadelesi veren bir ülkeye ve onu destekleyen Türkiye’ye yönelik, buram buram kin ve nefret kokan tutumları asla unutmayacağız. Yaşadığımız her tecrübeyi bir ders hâline getirerek geleceğe bakacağız. Biz, kardeşliğin, dostluğun, yoldaşlığın, dayanışmanın, iş birliğinin kadrini kıymetini bilen, her adımımızı buna göre atan bir ülkeyiz.
 
Suriye’den Libya’ya, Balkanlardan Kafkasya’ya, Somali’den Afganistan’a her yerde aynı anlayışla hareket ettik, ediyoruz. Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizi korurken, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin iki devletli çözüm yolunda attıkları adımlara destek olduk.
 
Bu kapsamda, kapalı Maraş’ın yeniden açılması başta olmak üzere, pek çok önemli adım attık, atmayı sürdüreceğiz. Batı Trakya’daki Türk ve Müslüman unsurların, hepsi de uluslararası anlaşmalara dayalı haklarının korunması için tüm platformlarda mücadeleye devam edeceğiz.
 
Kırımlı kardeşlerimizin haklarını Ukrayna’nın toprak bütünlüğü temelinde savunurken, Çin’in toprak bütünlüğü temelinde Uygur Türklerinin insan haklarından en geniş manada istifade edebilmelerinin de takipçisi olacağız.
 
Filistin ve Kudüs’ten Keşmir’e, Rohingya Müslümanlarından Afrika’da güvenlik ve yoksulluk cenderesi altında hayatlarını sürdüren insanlara kadar herkese gönül kapımızı sonuna kadar açık tutacağız. Nerede bir mazlum, nerede bir mağdur varsa hep yanlarında olmaya gayret gösterdik, göstereceğiz.
 
“TÜRKİYE’NİN BÖLGESİYLE OLAN GÖNÜL BAĞINI KOPARMAYA ÇALIŞMAK KİMSENİN HAKKI DA HADDİ DE DEĞİLDİR”
 
Ülke ve millet olarak, hamdolsun, geçmişimizde ne sömürgecilik utancı ne soykırım ayıbı ne haksızlık ve adaletsizlik lekesi vardır. Bunun için de her yere, alnımız ak bir şekilde göğsümüzü gererek gidiyor, tenkitlerimizi de tekliflerimizi de hasbi bir şekilde dile getiriyoruz.
 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çarpık yapısını eleştirmek için ortaya koyduğumuz, zamanla küresel sistemin tüm yanlışlarını da kapsayacak şekilde genişleyen ‘Dünya 5’ten Büyüktür’ tespitimizin böylesine benimsenmesinin sebebi işte budur. Bölgemizde ve dünyada yaşanan her gelişme, bu tespitin haklılığını ve isabetini teyit etmektedir.
 
Geçtiğimiz günlerde New York’ta açılışını yaptığımız yeni Türkevi de, konumu ve mimarisiyle, ülkemizin, insanlığın tamamını kucaklayan yaklaşımının görkemli bir sembolü olarak tarihteki yerini almıştır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri başta olmak üzere çok sayıda misafirimizin katılımıyla hizmete giren yeni Türkevimiz, kendi vatandaşlarımız ve görevlilerimizle birlikte tüm dost ve kardeşlerimize de hizmet verecektir. Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını şimdiden artırdığına bizzat şahit olduğumuz böylesine görkemli bir eseri ülkemize kazandırmış olmaktan memnuniyet duyuyoruz.
 
Bin yıl önce Anadolu’yu bize vatan yapan devletin armasında, doğuya ve batıya bakan, dolayısıyla geniş bir coğrafyayı kucaklayan çift başlı kartal vardı. Böyle bir miras üzerinde kurulan Türkiye’nin bölgesiyle olan gönül bağını koparmaya çalışmak kimsenin hakkı da haddi de değildir.
 
“DEAŞ BAHANESİYLE BÖLGENİN ALTINI ÜSTÜNE GETİRENLERİN HİÇBİRİ, BU ÖRGÜTLE FİİLEN MÜCADELE ETMEMİŞTİR”
 
Artık 10’uncu yılını geride bıraktığımız Suriye krizinde, uluslararası toplumun, hem fiili müdahale hem insani destek hem mülteci akınının yönetilmesi konusunda ne kadar aciz olduğunu hep birlikte gördük.
 
Türkiye tek başına 4 milyon mazluma kollarını açarken, sınırlarına dayanan birkaç bin mülteci karşısında paniğe kapılan, hakkı ve hukuku bir kenara bırakıp insanlıktan uzak davranışlar sergileyenler oldu. Hemen her gün, ellerinde avuçlarında ne varsa alınıp, üstüne bir de işkence edilerek botları delinerek ölüme terk edilen veya zorla geri gönderilen insanlarla karşılaşıyoruz.
 
Bu insanlık dışı tutumun sahipleri, aynı zamanda mültecilerle ilgili Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni ve kararlarını da çiğnemektedirler. Nitekim Avrupa Birliğinin bölgedeki mülteci trafiğiyle ilgili çalışmaları denetlemek için kurduğu yapının faaliyetlerini de yavaş yavaş sonlandırmaya başladığı görülüyor.
 
Akdeniz’in karanlık sularında her yıl kaç bin kişinin umut yolculuğunda hayatını kaybettiğinin istatistiği dahi tutulamıyor. Avrupa’da kaybolan on binlerce mülteci çocuğun akıbeti hâlâ meçhul. Bu konuda bizim milletvekillerimizin yaptıkları girişimler dışında, kayda değer herhangi bir gayret veya çalışma da mevcut değil. Hâlbuki sadece bu hususlar bile tek başına, vicdanı, ahlakı, insana saygısı olan toplumları ayağa kaldırmaya, sorumlulardan hesap sormaya yeterli olmalıydı.
 
Bu ikiyüzlülüğün benzerini Suriye’deki terör örgütleri konusunda da yaşıyoruz. Özellikle DEAŞ bahanesiyle bölgenin altını üstüne getirenlerin hiçbiri, bu örgütle fiilen mücadele etmemiştir. Sadece Türkiye, bu karanlık örgütle sahada karşı karşıya gelmiş ve birileri tarafından sürekli şişirilen balonu kısa sürede patlatmıştır.
 
Ama bazıları hâlâ Suriye’de DEAŞ bahanesiyle terör örgütlerini veya halkıyla kavgalı rejimi desteklemeyi sürdürmektedir. Tabii biz burada herkesin, terörle mücadele kılıfı altında bölgede kendi ajandasını hayata geçirme peşinde koştuğunu biliyoruz.
 
Sırf bunun için yüz binlerce insanın ölmesine, milyonlarca insanın evlerinden, ülkelerinden edilerek sefalete sürüklenmesine göz yumanlara karşı hakkın ve hakikatin yanında yer almak, boynumuzun borcudur.
 
Biz insani görevimizi yaptığımız için üstesinden gelemeyeceğimiz bir güvenlik veya refah krizine sürüklenmedik, ama bu saikle insanlıktan çıkanlar asla huzur bulmadılar, bulamayacaklar." ifadelerini kullandı.

ETİKETLER : #cumhurbaşkanı erdoğan #tbbm
Diğer SİYASET haberleri






Yazarlar

MERSIN
Arşiv Arama
- -






Copyright © 2021 Haberonda.Net Gazetesi Tüm hakları saklıdır.
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat