takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al
Mersin Sondakika

SIRADIŞI BİR BAŞKAN BİYOGRAFİSİ: '' HALUK BOZDOĞAN''


Bu makale 2021-04-03 08:07:07 eklenmiş
İsmail ŞİMŞEK
?=NewsCategoryWrite($Author_Data->name) ?>

 

90’lı yılların ikinci çeyreğiydi sanıyorum.

 

Sol’un kalesi olan Tarsus’ta yıkılamaz denilen sol yıkılmış yerine 1994’te başlayıp

kesintisiz  beş dönem sürecek Burhanettin Kocamaz dönemi başlamıştı.

 

İşte o dönemlerde bir yakınım  fakir fukaranın garip gurabanın sahipleneni 

 ‘’ gariban babası’’ bir doktordan  dem vurmuş,muayene ettiği kişilerin parasız

gariban olanlarını ücretsiz muayene edip para almadığını hatta elindeki  numune

ilaçlardan ihtiyacı olanlara dağıttığından bahsetmişti. Bana göre insanların

hastalıkla mücadelesinde yaşadığı o "karamsarlık sağnağında bir nevi saçak

altı olmak" gibi bir şeydi bu davranış…

 

Bu anlatılanlar bana zenginden alıp fakire veren ilk okuduğum kitaplardan  biri

olan İngiliz halk kahramanı ‘’Robin Hood’’ efsanesini anımsatıyordu.

 

Ben o zamanlarda tüm bunların bir söylenti olduğunu kafamdaki para kazanmada

birbirleriyle neredeyse kıyasıya rekabet halinde olan klişe doktor zaviyesinden

bunun ancak bir şehir efsanesi olabileceğini düşünüyordum.

 

Bir zaman sonra bu sıradışı farklı mizaçlı doktoru bir partiden belediye başkan

adayı olarak gördüm siyaset sahnesinde… Şaşırmadımda değil… Bu tip vicdan

ve merhamet sahibi  adamların ne işi olurdu  siyasette… Çünkü  o hepimizin

bildiği siyaset, yufka yürekli hassas  insanların işi değildi...

 

Zira siyaset; acımasızdır… Birileri tepelenerek birilerinin üstüne basılarak mesafe

alınır bu yol bazen birilerine çelme takıp düşürülerek  yürünürdü.

 

Tüm bunlara rağmen bu sıradışı doktor  son yerel seçimlerde rakibini alt ederek sırf

geçmişten gelen ‘’ gariban babası ‘’ sıfatının toplumsal rezerv olarak biriktirdikleriyle

belediye başkanlığında ipi göğüslemişti.

 

Geçenlerde bir dostumu ziyarete gitmiştim. O ilçede yaşayan biri olarak  konu

siyasete gelip dayandığında bu belediye başkanından  memnuniyetini sormuş

belediyecilikte yeterince tanımadığım başkanın icraatlarını anlatmasını istemiştim.

 

Düşüncem o günkü gariban babasından başkan sıfatıyla bu günkü gariban babasına

ne kadar eser kaldığını analiz etmekti.Çünkü insanoğlunun  fıtratında vardır,

yükselirken kalitesi düşerken karakteri belli olurmuş… Özellikle biraz mesafe aldımı

yürüyüşü, yükseklere tırmandıkça havası değişirmiş.

 

Dostum anlattıkça anlatıyor, belediye başkanı olduğundan bu yana görevine makam

aracıyla değilde kendi özel aracıyla gelip gittiğini söylüyor, işe alacakların mülakatına

kendisinin girdiğini nerede gariban evine helaliyle ekmek götürmek isteyen ancak bir

dayısı bir torpili   veya herhangi bir siyasal referansı olmayan ne kadar ihtiyaç sahibi

kişi varsa onları belediyeye aldığından bahsediyordu.

 

Ayrıca hangi siyasi görüşten hangi fikri ideolojiden olursa olsun müdüründen memuruna

işçisinden güvenlik personeline emeğe olan saygısından işten çıkarımlar yapmadığından

dem vuruyordu.

 

Dostum tüm bunları  anlatırken aklıma Mersin Büyükşehir Belediyesi ile aynı ideolojik

perspektifin birer parçası olmalarına rağmen birinin ideolojik taasubiyet uğruna ‘’sözde

emeğe’’ saygıyla işçi çıkarımlarını gündeminden bir türlü eksiltmezken bu sıradışı

mütevazi doktor başkanın ‘’özde emeğe’’ saygısını, işçi çıkarımlarını aklından dahi

geçirmeme fikriyatıyla, küçüldükçe büyüyen mütavaziliğiyle benim algı dünyamda ne

kadarda büyüdüğünü  düşündüm.

 

Birisinin eylemleriyle geçtiğimiz kışların ayazında insanlara ‘’vicdan üşümesi’’ yaşatırken

bu mütevazi başkanın tam tersi kendi emekçilerini kucaklayarak bu insanlara nasıl bir

‘’vicdan ısınması’’ yaşattığını  hissettim…

 

Tüm bunlar ortada iken Tarsus halkının bu fazla demokrat,fazla hoşgörülü ve fazla

‘’ filantrop’’ veya insancıl  kısaca  bir yönetici liderlik tipi olan ‘’ hizmetkar liderlik’’

karakterli başkan tipini ’’yöneticilikte pasif kalmakla’’ itham etmesi beni şaşırtmamıştı. 

 

Zira Ortadoğu toplumlarında olduğu gibi Türk insanın bir özelliğide otoriteye tapmasıdır.

Dolayısıyla kendi yöneteninde fazla demokratlığı, fazla hoşgörüyü   hoşgörmez. ‘’ Karizmatik

liderlik’’ tipi vazgeçilmezidir. Fazla demokratlığı, fazla höşgürüyü  görevine

bisikletiyle gidip gelen bir Avrupa’lı siyasetçi,yönetici veya Belediye Başkanına yakıştırır,

onu yere göğe sığdıramaz. Bunu bir Türk siyasetçi, yönetici veya Belediye Başkanı yapmaya

kalkarsa  pasiflikle suçladığı gibi bir daha da seçmeye değer görmez.

 

Otoriter ol demiyorum Haluk Başkana, çünkü otoriter olmak ‘’ yetkisini kendisine hiçbir

sınır koymadan kullanan buyurgan’’ başkan tipidir ve bu onun karakterine uymaz.

 

Ancak  naçizane  otorite sahibi olmayı tavsiye edebilirim. Çünkü otorite sahibi olmak daha

karakterli daha masum yönetici tipidir. Çünkü bu yönetim tarzı ‘’disiplinle’’ birlikte

insanlara‘’etki ederek, dokunarak yol alma, yönetme gücü ve karakterini’’  ifade eder.

 

Sonuç olarak Haluk Bozdoğan Başkanla aynı siyasal ideoloji ve dünya görüşünün

birer parçası değiliz belki ama... Ortak karakterimiz ‘’İnsana  ve emeğe saygının aynı

ideolojik gönüllüsüyüz…’’

 

Başarılar diliyorum.

 

 

Diğer yazıları...

Yazarlar

Arşiv Arama
- -









Copyright © 2021 Haberonda.Net Gazetesi Tüm hakları saklıdır.
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat