ASIL MUCİZE ; ‘’KENDİ HİKAYEMİZ !’’


Bu makale 2018-10-12 19:59:42 eklenmiş ve 269 kez görüntülenmiştir.
İsmail ŞİMŞEK

ASIL MUCİZE ; ‘’ KENDİ HİKAYEMİZ ! ’’

Bir millet için zillet; aslında var olduğunu bildiği potansiyelini kullanmada ruh, beden, fikir

gücünün muhasara altına alındığını biliyor olması, bunu kırmaya yeltendiğinde ise ‘’ siz

yapamazsınız ‘ girdabına mahkum edilmesidir.

Sürekli dayatılan ‘’ siz yapamazsınız, beceremezsiniz ’’ telkinleri tekrarlana tekrarlana ‘’

alışılmış çaresizliğe’’ dönüştürürken bir süre sonra ise verileni anlamak ve algılamaktan

gittikçe uzaklaştırmaya, bireyi ‘’ mankurtlaşmış idiot bir toplum ‘’ yapısına dönüştürür.

Yarını, bünden yola çıkarak tahmin etmenin en büyük riski "kırılma noktalarını görememe

veya olabileceği gözlemleyememe" körlüğüdür.

Bugünün "varolan" durumundan yola çıkarak, yarınlara bir "düzlem" çizersin, vardığın

noktada; bunların olması gerekir diye hesap kitap yaparsın. Ancak ne var ki yaşamın

uygulanabilirliği doğrusal tahminlerin neredeyse birçoğunu gerçekleştirmekte atıl bırakır.

Türkiye'nin ileri teknolojiye bağlı sanayileşme serüveninde öteden beri tartıştığımız

"dönüşüm" yönetimi, benzer " vizyonsuzlukları", tam da bu istikamette barındırıyor da

olabilir.

Ülke olarak iddiamız, öncelikle 1 trilyon doları aşan 2 trilyon dolara dayanan Gayri Safi

Milli Hasıla ve fert başına 20 bin doları aşan milli gelire dayanan bir ekonomi, ulusa artık dar

gelmeye başlayan niteliksiz sanayi üretimleri ve artık 10'ncu büyük ekonomiye koşan katma

değerli mal ve ürün çeşitliliği.

Bir ülkenin uluslar arası rekabette yol katedebilmesi için niceliğe değil niteliğe değer

yüklemesi istikametini bu yönlü detaylandırması olmazsa olmaz kuraldır. Uluslar arası

markalar üretmek, katma değeri yüksek ürünleri çeşitlendirmek 2 trilyon dolara koşan bir

ekonomi için en büyük sıçrama tahtasıdır.

Bu gün artık mevcut durumumuza bakarak, "bizden birşey olmaz" klişesiyle tanımladığımız

doğrusal düzlem tahmini yapamayız.

Öncelikle bu klişeyi bir tarafa bırakıp kendimize inanmalıyız. Unutmayalım biz miilet olarak

bir zamanlar etki alanımızla birlikte 24 milyon kilometreye hükmediyorduk.Ne oldu da bize

bu kadar özgüvensiz bir toplum olduk.

Zamanında ‘’ mikromanik hezeyan’’ saçmalıklarını ‘’ küçüklük kuruntusu ‘’ formlu

sufleleri kulaklarımıza üflemeleri bizi 1 asırdır majör depresif bir duruma mahkum ederken

ezik bir topluma dönüştürdü.

Mesela, Türkiye'nin öteden beri geliştirmeye çalıştığı alanlara baktığımızda, tekstilde

üretiyoruz ancak bunu moda alanında dönüştüremiyoruz, teknolojik ürünlerde markalaşmayı

beceremiyoruz, tarım ve gıda teknolojisinde rekabetimiz yeterli olmadığı gibi bir çok alanda

maalesef düşük katma değerli "yetersizliklerimiz, zaaflarımız" ön plana çıkıyor.

Fakat diğer taraftan enerji kaynaklarımız çok olmasada ekolojik kaynaklarımız, coğrafi

konumumuzun artıları ve yerel kabiliyetlerimizle örtüşen alanlarda, dünyayı geze geze hallaç

pamuğuna çevirip kendi mucizemizi doğurabiliyoruz.

 

Bir zamanlar mucize kavramını belli ülkelerin tekelinde görüyor sohbetlerimizde her fırsatta

Jopon mücizesinden bahsederken gıptayla bir ah çekerdik. Bizim elde edemeyeceğimiz

kendimize yakıştıramadığımız bir değer olarak düşünür , mucize kavramını küresel bir değer

olarak algılardık.

Üretemediğimiz şeyleri yapabildiğimiz ölçüde Alman mucizesi, Japon mucizesi, Güney Kore

mucizesi gibi modelleri bire bir taklit etme tuzağına düştük. Bu gün anladık ki asıl mucize,

"kendinle ilgili, kendine dair" hikayelerin ürünüymüş, ancak bunu çok geç anladık.

Her kriz aslında farkına varabilen farkında olabilen için bir fırsattır ve fırsatlar bazen

krizlerin içinde saklıdır. Krizler devletleri olgunlaştırır, tekamüle ulaştırır.

Bazen başarı çok şey öğretmez, başarısızlık çok şey öğretir.

Ülkemizin yaşadığı krizlerdir bu gün bu devleti güçlü kılan ve direncini her krizde daha da

tahkim edip sağlamlaştırken, millet olarak çok şey öğretti. Sunulan balığı yemeyi bırakıp

kendi yiyeceğimiz balığı tutmayı öğrendik.

Mesela, 2001 krizi, ülkemiz için bir kırılma noktasıydı. İşe yaradı. Demokrasimizi

güçlendirdi. Gerek siyasal istikrarımızın gerekse ekonomik istikrarımızın nirengi noktasıydı.

Daha sonra yaşadığımız 2007, 2010, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz gibi demokratik kırılmalar

zaten güçlü olan bünyemizi daha da güçlendirdi. Küresel krizler de bir çok şekilde bize

yaradı.

Bilinmesi gereken gelecek herkese eşit şartlarda fırsatlar sunmaz. Ufuk körlüğün yoksa

kırılma noktalarında olabilecekleri kavrayıp fırsata dönüştürebilirsen var olmaya devam

edersin, bunu yapamazsan yok olup gidersin!.

Millet olarak bilmemiz gereken öncelikle kendimize güvenmemiz, bir mucize arıyorsak asıl

mucize iyisiyle kötüsüyle kendi kadim hikayemiz!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Günü
Bir Darbe Olayıdır
Feto Terör Örgütü Yapmıştır
Cumhurbaşkanı Erdoğan Başarısı
Milletin Devlete,Vatana,Bayrağa Sahip Çıkması
Hiçbiri
Haber Onda Gazetesi Mersin Yerel haberler
Copyright © 2015 - 2016 Haberonda.Net. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
gundem
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat