AK PARTİ GÜÇ ZEHİRLENMESİ Mİ YAŞIYOR?


Bu makale 2019-05-06 08:07:01 eklenmiş ve 225 kez görüntülenmiştir.
İsmail ŞİMŞEK

AK PARTİ GÜÇ ZEHİRLENMESİ Mİ YAŞIYOR?

Tarih tekerrür mü ediyor?

Altını çizdiğim “güç zehirlenmesi”nin ana unsuru “insan”faktörü olduğuna göre, aynı tehlike; 17 yıldır iktidarda olan AK Parti için de geliyorum diyor sanki?

Son yıllarda milletin verdiği “mesaj”lar da bunu doğruluyor.

7 Haziran’dan sonra, 24 Haziran’da Cumhurbaşkanına verilen yüzde 52,6 oyun, 31Mart’la birlikte parlamentoda 42,6’ya düşmesi, sadece “ittifak” ile izah edilemez.

Bana kalırsa AK Parti bu sonuçla eski sistemde kalınsaydı tek başına iktidar olamazdı.

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, sık sık AK Parti Genel Başkanı seçildiği 18 Ağustos’tan bu yana, partideki yıpranmaya dikkat çekiyor, “metal yorgunluğu” paydasında topladığı olumsuzlukları bertaraf etmeye çalışıyor.

Tek parti dönemini yaşayanlardan duymuştum, geçmiş anaktodlarında dönemi anlatırken, “Halk Partisi’nin muhtarlarının bile çok zalim olduğunu, istediklerinin tarlasına, hatta namusuna dahi el koyduklarını,

Derken, 1950 seçimlerinde millete bıkkınlık veren Halk Parti iktidarının devrilmesiyle birlikte Demokrat Partinin iktidar olduğunu,

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle milletin rahat nefes aldığını,

Demokrat Parti iktidar oldu olmasına da ancak ne gariptir ki, ikinci iktidar döneminde onlar da efelenmeye, kendilerini üstün görmeye, kendi yakınlarını kayırmaya başladığını,

Derken 12 Eylül ihtilali olduğunu,

“12 Eylül’den sonra 83 yılında Özal’ın başbakan olması, Menderes’in gelişini hatırlattığını ve ferahladıklarını,

Ancak onunda ikinci dönemde görmeye başladığımız davranışlar hiç iyiye alamet olmadığından bahsetmişlerdi.”

Bu güne gelindiğinde benzer şikayetler …

Ne var ki,31 Mart’a giderken gerek teşkilat bazında gerekse güncel sıkıntılar, milletin daha hassas davrandığı mahalli seçim öncesinde seslendirilen memnuniyetsizlikler, tam olarak dikkate alınmadığını dolayısıyla istenilen amaca tam olarak ulaşmadığını gösterdi.

Şikayetler ağırlıklı olarak “bazı teşkilat mensuplarının yaşam kalitesi standartlarının çok değiştiği, vatandaşa tepeden bakıldığı, partili partisiz vatandaş sorunlarının çözümü noktasında özellikle teşkilat yöneticileri perspektifinden meselenin pek dikkate alınmadığı ve kendini farklı gören zümrenin çoğaldığı” iddialarında yoğunlaşıyor.

Siyaset; maddi ve manevi fedakârlık gerektiren bir hizmet olması gerekirken aksi örneklerin şayiası doğal olarak şüphe çekiyor.

Ancak işe yerleştirmelerde ve bir çok alanda özellikle milli güvenlik politikalarına yönelik istihdam sağlamada esas olan liyakat olmakla birlikte diğer tercih kriterleri olarak “yerli ve milli sadakat” aranması da ayrıca bana göre olması gereken dikkate alınması gereken unsurlar olarak düşünüyorum.

Mesela, her türlü terörle mücadelede, 15 Temmuz darbe teşebbüsünde sokağa çıkan varını yoğunu ortaya koyan ile evinde gecenin sonunu bekleyenlerin bir olmadığı gibi.

O zaman şunu söylersek yanlış söylemiş olmayız. Ülkesine karşı darbe ve terör karşıtlığının göstergesi olan FETÖ, PPYD/ PKK ve DEAŞ gibi bütün terör örgütlerine ve emperyalizmin kuşatmasına karşı dik duran her “liyakatli birey” tercihlerde önceliği hak ediyor demektir.

Ancak beklenti bu olmakla birlikte tam tersi asıl ezilen, beklentileri tercihlere yansımayan, yönetici atamalarında teşkilatın umursamaz tavırları ile teşkilattan kaynaklanan sıkıntılar görüyoruz.

AK Parti’ye karşı şikayetlerin belli bir kısmı koltuk bekleyipte karşılık bulamayanların, maddi menfeati son bulmuş olanların serzenişleride olabilir.

Ancak büyük bir kısmının şikayeti parti teşkilatının özellikle yönetim kademesi ve il başkanlarının tevazudan uzak, samimiyetsiz tutumlarından kaynaklanan sıkıntılar olduğu bilinmelidir.

Aslında ölçü ‘’ samimiyet’’ olmalıdır.

Bakıyorsunuz bazı teşkilat yöneticilerine bir hava bir hava… O zaman insan bu neyin saltanatı diye düşünüyor.

Oysa AK Parti’yi kuran ve bu günlere sırtlayan lider, her fırsatta “tevazu”dan, “milletten biri” olmaktan dem vururken ısrarla “gönül belediyeciliğine” vurgu yapmaktan bahsediyor.

Bu gidişat sentetik tevazularla, protez söylemlerle kısaca “gönülsüz, heyecansız ve davasız ‘’ teşkilatlarla, sadece ‘’liderin sırtladığı ‘’ seçim başarılarıyla ortadan kaldırılamaz.

Liderlerinin içtenliğini, ilk günkü samimiyetini tanıyan bu millet, samimi gibi görünenlerin samimiyetsizliğini, ‘’ dostlar alışverişte görsün ‘’ tarzındaki göstermelik davranışları hemen fark ediyor.

Her şeye rağmen cumhur ittifakın yüzde 53,3 gibi başarılı bir sonuç alınması, teşkilata değil lidere olan teveccühün devam etmesi ve milletin devleti teslim edeceği kendini güveneceği bir alternatifin olmamasındandır.

Oysa ‘’ alternatifsizlikte bir risktir.’’

7 Haziran 2015’teki seçimde hissettirilen net mesajdan sadece 4 ay sonra 1 Kasım’da yenilenen seçimde, AK Parti’ye gösterilen teveccühün sebebi de işte tamda budur.

Çevremden edindiğim izlenimlerde “Bu sefer AK Parti’ye vermeyecektim ancak alternatiflere baktım devleti idareye muktedir başka birini göremeyinde mecburen yine verdim” diyen çok insana rastladım.

Alternatifsizlik aslında başarı gibi görünsede tam olarak bir başarı hikayesi değildir.

Siyasi partiler başarı gibi görünsede geçici bir avantaj sağlasada özünde mücadele edeceğin ciddi bir rakip olmadığı için bu başarı sağlıklı bir başarı değildir.

Tüm bunlar ışığında yaşananlara bir bakarsak ‘’ tarih bir gün tekerrür mü edecek,’’ sorusu geliyor hemen akla.

Tabi bununla birlikte ‘’ güç zehirlenmesi ‘’ olgusuda düşünülmesi gereken diğer sorun olarak çıkıyor karşımıza.

Dolayısıyla 31 Mart’ta özelllikle büyükşehirlerde AK Parti’nin 25 yıllık iktidarının son bulması, siyasal geleceğinin sorgulanma kriterlerinin belirginleşmesi açısından bir uyarı olarak kabul edilmesi önemli iken, yeni bir gelecek persfektifiyle politik varlığını yeniden çek etmesi bir mecburiyet olarak görünüyor.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Günü
Bir Darbe Olayıdır
Feto Terör Örgütü Yapmıştır
Cumhurbaşkanı Erdoğan Başarısı
Milletin Devlete,Vatana,Bayrağa Sahip Çıkması
Hiçbiri
Haber Onda Gazetesi Mersin Yerel haberler
Copyright © 2015 - 2016 Haberonda.Net. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
gundem
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat