DİREN VE VAZGEÇME!


Bu makale 2019-11-03 13:04:13 eklenmiş ve 24 kez görüntülenmiştir.
İsmail ŞİMŞEK

DİREN VE VAZGEÇME!

İbn Haldun, ‘’ coğrafya kaderdir’’ der.

Dolayısıyla içinde bulunduğumuz coğrafya bize bazen ‘’soft power’’, ‘‘yumuşak güç’’

bazende ‘’hard power’’ yani ‘’ sert güç’’ profilinden askeri ölçekte jeo-stratejik ve küresel

siyasal iklimde jeo-politik üstünlük katarken aynı zamanda sorunlar kümesinide beraberinde

barındırıyor.

Çok önemli meseleler envanterinin kapsamlı olduğu bu coğrafyada; ayakta kalabilmeniz,

düşme eşiğinde iken bir yerlerden tutunabilmeniz ‘’ güçlü ‘’ olmanıza bağlıdır.

Güçlü olabilmek ‘’donanıma’’, donanım ise ‘’bilgiye’’ elzemdir.

Peki bilgi neya muhtaçtır dersek, bilgide ‘’sağlıklı düşünmeye’’, sağlıklı düşünmede; gerçek

bilgi, doğru teknikle aklın sınırlarını zorlayacak ‘’ derin düşünebilen dimağına’’ ihtiyaç

duyar.

Geçmişte ulusal ölçekte bir gazetede okumuştum. ODTÜ'de 23’üncüsü düzenlenen yaklaşık

36 bin kişinin katıldığı , 7 bin kişinin yarı finale ve 930 kişinin de finale geldiği, zeka

yarışması düzenlenmiş. Bu etkinlikte sadece gençler değil, minikler, çocuklar, yetişkinler ve

hatta emeklilerde yarışmış. Yarışma oldukça önemli…

Çünkü yarışma neticesinde belirginleşecek ‘’ ufkun efendileri ‘’ olacak zekamız, doğal

olarak ülke için geleceğimizin milli serveti olacak.

Malum, bu acımasız coğrafyada mental kapasitesi yüksek zeki ve yetenekli insanlarımızın

‘’ beden gücü’’ yanında ‘’ruhsal yetkinlik’’ ve ‘’beyin potansiyelini’’ de daha etkin

kullanmak zorundasınız.

Yoksa ülke olarak bu eksiğiniz ülke olarak sonunuz olabileceği gibi, geçmişte olduğu gibi

birilerine bağımlı yapabilmenin yanında, ülkeniz adına gelecekle ilgili güzel hayaller

kurmanızada ket vurabilir.

Bunu sağlayamazsanız, yetiştirdiğiniz zekalar başka ülkelerin emrinde sizin siber güvenlik

başta olmak üzere bir çok alanda ‘’ derenizin taşıyla sizin derenizin kuşunu vurma’’

potansiyelinde ki aslında size ait olan dahileri, size karşı kullanabilir.

Bu hep oldu, hep yaşandı. Dünya’dan örnekler vermek gerekirse; 2.Dünya savaşından sonra

Almanya’dan kaçan Alman bilim adamları değil miydi ABD uzay teknolojini ve NASA’yı

ihya eden bilim gücü?

Geçmişte bizde benzer sonuçları hep yaşamadık mı? Hep bundan yakınmadık mı?

Bu günde sonuç almak mecburiyetinde kalacağımız sorunlar envanteri, coğrafyamızda

gittikçe değer yüklenen tehditleride beraberinde getirirken jeopolitik değerimizi asimetrik

olarak büyütüp, aynı zamanda değiştirip, dönüştürebiliyor.

Bunun için sağlıklı ve iyi düşünen beyinlere ihtiyacımız olduğu artık bir realite.

 

Sağlıklı düşünebilmek için; beynin egzersiz yanında karşıtlıklardan yola çıkarak çıkarımlar

yani özetle diyalektikler yapacak, geleceğimiz üzerinde fikirler silsilesi üretecek devasa

çabalar, olağanüstü uğraşlar gerekiyor.

Tıpkı bedenin eksersizle sağlıklı kalabilmesi yanında bedene yeni performanslar

kazandırılma çabası gibi.

Konumuza döncek olursak, yapılan yarışmada, tüm katılımcılara size tuhaf gelecek ama

"Nasıl aptal olunur?" sorusu sorulmuş ve bu soruya cevap aranmış.

Sonuç mu? Bu günkü durumumuzu aksettirdiği için sonuç tam bir trajedi: "Özellikle cep

telefonları, kısaca teknolojinin yan ürünleri - faydaları yanında- 20 yıl öncesine nazaran

zekâmızı oldukça düşürdüğü’’ görülmüş.

 

Aynı zamanda milli sermayemiz olan çocuklarımızın, zekâ sığasını geliştirmeye ve

dönüştürmeye odaklanılırken, teknoloji sayesinde kişiliklerini koruyamadığımız gibi

konulara derinleşemediğimiz, derinleşmemiz gerektiği ortaya çıkmış.

Tablo bana göre düşündürücü…

Bunu başta kendi ailemiz, çevremiz olmak üzere tekrar düşünmeliyiz. Çünkü bu ülkenin

yetişmiş insan beynine ihtiyacı olduğu gibi bu gibi olası kayıplarada hiç lüksü yok.

Ancak tüm bu olumsuz durumlara rağmen , tıp literatüründe tanımlanan "insan, bedeni

yanında duygulara ve zihne sahip ruhsal bir varlıktır" tanımlamasına göre

irdelendiğinde azımsanmayacak ölçüde de olsa değerli insan rezervine sahip bir millet

olduğumuzunda farkında olmamız gerek.

Sonuç olarak, ne demek istiyorsun, neyi anlatmak istiyorsunuz sorusuna özetle şunu söylemek

istiyorum.

Mental kapasitemizin, fikir gücümüzün hedeflerimize entegrasyonunu sağlama çabasındaki

koşullar hayal kırıklığı yaratsada, henüz neticeye ulaşamamak bıkkınlık versede bunları

dünün artçıları olarak görüp, makro hedeflere, büyük ideallere gitme yolunda yegane

sloganlarımız; ‘’ makus talihine küsme!..’’, ‘’ diren ve vazgeçme!.." olurken bunlara

entegre edeceğimiz kalifiye potansiyel ve asli enstrümanlarımız ise aslında bizlerde hep

fazlasıyla var olan ‘’ irade, cesaret ve inaç’’olmalıdır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Günü
Bir Darbe Olayıdır
Feto Terör Örgütü Yapmıştır
Cumhurbaşkanı Erdoğan Başarısı
Milletin Devlete,Vatana,Bayrağa Sahip Çıkması
Hiçbiri
Haber Onda Gazetesi Mersin Yerel haberler
Copyright © 2015 - 2016 Haberonda.Net. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
gundem
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat