Matematiğin Türk Dünyasına Katkı Sağlayan Üç Önemli Dehası:Kerim Erim,Cahit Arf ve Nazım Terzioğlu


Bu makale 2020-06-01 13:40:05 eklenmiş ve 1429 kez görüntülenmiştir.
Işıl YÜREKSİZ

Matematiğin Türk Dünyasına Katkı Sağlayan Üç Önemli Dehası:Kerim Erim,Cahit Arf ve Nazım Terzioğlu
IŞIL YÜREKSİZ
aytekineylul
 
 

Matematik her zaman diliminde soyutluğu ile karmaşık gözüken bir bilim dalı kabul edildi. 

Algı olarak matematik zekâsı matematikte başarı sağlar fikri öne sürüldü. Ancak matematiğe 
farklı bir açıdan bakıldığında bu soyut bilimin şuanda var olmadığı ve tarihsel bir geçmişte bu 
bilim üzerine eklemeler yapan bilim adamlarının varlığı ile matematiğin gelişiminin oluştuğu 
bilinmektedir.
 Matematik bir dil olarak düşünüldüğünde her dili oluşturan alfabelerin varlığından hareket 
ederek matematiği oluşturan rakamların matematiğin alfabesi olduğunu belirtmekte fayda 
sağlanabilir. Aynı zamanda matematiksel düşünmek için belki zekâ, belki çalışma, belki özveri,
belki de kendine inanç bu bilimin insan üzerindeki etkisinin boyutunu anlamamıza yardımcı
olabilir. Toplumların tarih içerisinde bilime verdikleri önem boyutunda gelişmeler gösterdiği 
ve ilerleme kaydettiği açıktır. Tarih içinde matematiğin yeri de azımsanmayacak kadar büyük 
bir boyut içindedir. Şurası bir gerçektir ki matematiğe önem vermeyen toplumlar çağ içerisinde 
gerilemeye yüz tutar. Bunun sonucunda tarih içerisinde sınıfsal olarak gelişmekte olan 
toplumlar veyahut gelişmemiş toplumlar olarak nitelenirler. Tek başına matematik bilmek
çözümün tamamına ulaşmamızda bize getiri sağlasa da yeterli olmayabilir. Fakat belli başlı 
bilgi nitelikleriyle işin hem eğitim, hem teknik, hem de uygulama kısmını bir arada 
kullandığımızda matematiksel boyutta, ileri adım atmanın önü açılabilir. Farkındalık yaratmak 
için ileriyi iyi okuyarak şuandaki durumda hangi noktada olduğumuzun farkına varmamız 
gerekir. Bunun için öncelikle geçmişte matematik adına bu işi gerçekten ruhunu vererek yapan
bilim insanlarının varlığını bilmemiz tarihsel süreç ilerlerken ne gibi matematiksel çalışmalar 
yaparak çağı aşanlar listesinde yer bulabildikleri incelenebilir. Öncelikli olarak yaşadıkları 
dönem içerisinde yapılan araştırmalar, matematik adına sundukları çalışmalar ve bunun sonucu 
olarak bilim dünyasında matematiğe olan katkıları öncelikli bilgilerin başında yer alır. Buradan 
hareket ederek Türkiye Cumhuriyeti kuruluşu devam ederken matematiğe katkılar sunan birçok 
Türk bilim adamını da yetiştirmiştir. Dikkat çekici üç isim Kerim Erim, Cahit Arf ve 
NazımTerzioğlu matematiği sadece öğrenmekle ve öğretmekle kalmayarak o döneme damgasını vuran önemli dahilerden olmuşlardır.
 
Cumhuriyetin Osmanlı İmparatorluğu temeline tarihsel açıdan dönüp baktığımızda şunu fark 
ederiz. Osmanlı İmparatorluğu bir tarım devleti idi ve Batı Avrupa gibi sanayi ve bilim çağını 
toplumsal düzeyde yaşamamıştı. Dolayısıyla hala bir asker devlet olarak toprakla geçinen 
halkına toprak kazandırmak amacı ile savaşa gerek duymuştur. İşte Osmanlı Devleti’nin Batı 
Avrupa’dan aldığı yeniliklerin askeri alanda başlamasının en önemli sebeplerinden birisinide
bu teşkil etmiştir. İmparatorluk değişen ve gelişen askeri savaş teknolojisinin kendisine 
dayattığı askeri tekniklerin geometrik ve matematiksel içeriğini subay ve askerlerine öğretmek 
amacıyla birtakım yenilik girişimlerinde bulunmuştur.
Bu amaçla Hendeshane (1734), Mühendishane-i Bahri Hümayun (1774) ve Mühendishane-i 
Berri Hümayun (1793) gibi askeri teknik okullar açılmış ve buralarda medreselerin dışında 
pozitif ilimler okutulmuştur. Bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda bilim ve özellikle 
de matematiğin ne seviyede olduğunu bize şu örnek çok iyi açıklayacaktır. Osmanlı’da ilk 
Hendeshane (Geometri Okulu) Baron de Todd ve Kaptan-ı Derya Hasan Paşa’nın girişimleriyle 
açılmıştır. Fakat bu kurumun açılmasına karşı çıkan hendeseciler olmuştur. Baron de Todd 
onlara bir üçgenin iç açıları toplamının kaç derece olduğunu sorduğunda ise sadece biri cevap 
vermiş ve onun cevabı da‘’üçgenine göre değişir’’ olmuştur.
 Atatürk Osmanlı Devleti’nden bilim alanında alınan mirası çok iyi analiz etmiş ve bu konuda 
Türk gençliğine 1936 yılında şöyle hitap etmiştir: ‘’ Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü 
gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. 
Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün Batı nihayet teknikte bir yükselme 
gösteriyorsa, ey Türk çocuğu, o kabahat da senin değil, senden evvelkilerin affolunmaz 
ihmalinin bir neticesidir. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! Malüm, fakat zekanı unut! Daima 
çalışkan ol.
 Ülkemizde cumhuriyet döneminde matematik alanında gerçekleşen gelişme ve atılımlar esas 
olarak 1933 Üniversite Reformu’yla başlatılmakla beraber, Cumhuriyet’in kurulmasıyla 
Üniversite Reformu arasında geçen sürede, yani İstanbul Üniversitesi’ne dönüşmeden önceki 
Darülfünun’da da matematikle ilgili gelişmeler yok sayılmaz. Darülfunun bünyesinde verilen 
sayısal bilimler sayesinde medreselerin etkisi giderek azalmış ve 3 Mart 1924 tarihinde kabul 
edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile de medreseler tamamen kaldırılmıştır. 1933 Darülfunun 
Reformu’yla beraber bir Matematik Enstitüsü kurulmuş ve akademik kadrosunda Alman 
profesör ve asistanların yanı sıra ilk doktoralı matematikçilerimizden olan Kerim Erim (1854-
1952) ile Cahit Arf (1910-1997) gibi matematikçilerimiz bulunuyordu. Yurt dışında 
doktoralarını yapan bu matematikçilerimiz, Alman akademisyenler Amerika’yı tercih edip 
gittiklerinde daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönüşecek olan Yüksek Mühendis 
Mektebi’nde de dersler vererek matematik biliminin yeni kurulan çağdaş cumhuriyette 
gelişmesine katkılar bulundular.
 Üniversite Reform’una değinmişken bu reformun yapıldığı o günlerde Atatürk’ün ne derece 
bilime ve bilim insanına değer veren bir lider olduğunu ünlü fizikçi ve matematikçi Einstein ile yaşadığı bir anı çok iyi anlatmaktadır. Profesör Einstein kırk bilim insanının Türkiye’deki 
üniversitelerde çalışıp, Türkiye’ye bilimsel katkılarda bulunabileceklerini bildiren bir mektubu 
Bakanlar Kurulu’na gönderir. Dönemin başbakanı İsmet İnönü mektubu dönemin Maarif 
Vekili Reşit Galip’e havale eder. Reşit Galip ise böyle bir şeyin şu anki şartlarda mümkün 
olamayacağını söyler. Fakat devreye Atatürk girer ve Almanya’dan birçok Musevi bilim insanı 
Türkiye’ye gelir. Yıllar sonra (1948) Prof. Dr. Minür Ülgür bu olayı bize kesin olarak 
doğrulamaktadır. 1948 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından ABD Philadelphia’ya 
gönderilen Ülgür, Princeston’da çalışan Einstein’i üniversitesinde ziyaret eder ve Einstein ona 
‘’ Siz biliyor musunuz dünyanın en büyük liderine sahipsiniz.’’ der. Şimdi de bilime ve bilim 
insanına böylesine değer veren Atatürk’ün öncüğünde kurulan çağdaş cumhuriyetin matematik 
alanında yetiştirdiği üç önemli dehası olan Kerim Erim, Cahit Arf ve Nazım Terzioğlu’nun 
başarı hikayelerine bir sonraki yazıda bakacağız. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum hepinize.
 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -














Haberonda Gazetesi Mersin Yerel haberler
Copyright © 2015 - 2016 Haberonda.Net. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
gundem
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat