ankara escort




Mersin Sondakika

ÇÜRÜK TAHTA ÇİVİ TUTMAZ!


Bu makale 2021-01-08 09:34:35 eklenmiş
İsmail ŞİMŞEK
?=NewsCategoryWrite($Author_Data->name) ?>

ÇÜRÜK TAHTA ÇİVİ TUTMAZ!

27 Mayıs 1960 darbesi bu milletin sırtına vurulmuş ilk hançer olarak toplumsal hafızada

büyük travmalar yaşattı.

Ardından 12 Mart 1971 mıhtırası derken darbe yapmak bu ülkede bir ritüel halina dönüştü.12

Eylül 1980, 28 Şubat 1997 , 27 Nisan 2007 e- muhtırası derken en son 15 Temmuz 2016

darbe kalkışmasını yaşadık.

‘’ Müslis tüccar sıkıştıkça eski defterleri karıştırırmış.’’ Bu gün darbe imaları

yetmiyormuş gibi üstüne üstlük birde ‘’ ideolojik taasubiyet’’ üzerinden kendi kabullerini

dayatmaya, ‘’başörtü ’’ sorunu üzerinden sistematik hayal kırıklıklarımızı yeniden gündeme

getirilme çabalarına tanıklık ediyoruz.

Zira muhalif olma adına zihin kodlarımızdaki bu cerehatları bir türlü zihinlerimizden kazıyıp,

köreltemedik.

Maalesef ‘’ Çürük tahta çivi tutmuyor.’’ Bu günlerde yine benzer imalarla sosyolojik

zemini enfekte etme adına bazı çağrışımların yapıldığına tanıklık ediyoruz.

Sürekli muhalefette kalmanın etkisi olsa gerek bu ruh hali bir beklenti eşiğinde olanların

histeri düzeyine öyle bir tavan yaptırdı ki bu beklenti sadece apoletli siyaseti değil, artık

apoletsiz askerlerinde bir darbeden umutla iktidar rüyalarına yatmasına, fırsat buldukça zaman

zaman darbe çığırtkanlığı yapmasının psikiyatri sarmalına neden olmaya başladı.

Bu kesimlerin bir vokal şeklinde darbe imalarını dillendirmeleri belli şeyleri gerçekmiş gibi

ortalığa saçarak umutsuz bir umudu kovalamaları 27 mayıs 1960 ihtilaline döşenen taşları

‘’Menderes seçim açıklasaydı darbe olmazdı’’ demek seçimi açıklamadığı için darbe

müstehak hale dönüştü anlamı çıkar ki bu sürekli çaresizliğin ‘’ majör depresyona’’ evrilen

ruh halinin belirtileri desek yanılmış olmayız.

Oysa darbeler tarihine bakarsak bunun domino etkisiyle bir süreçler bütünü olduğunu

görürüz.

Darbeler sürecine baktığımız zaman şu planlamaların adım adım uygulandığını görürsünüz.

- Öncelikle, iktidarların hukuki ve siyasi meşruiyeti tartışmalı hale getirilir; bu durum altlık

olarak parti ve hükmi şahsiyeti sorgulanır, ardından siyasal güdümlemelerle siyasi krizlerin

varlığı öne sürülerek iktidarın bunun üstesinden gelemediği lanse edilir.

İkinci aşama, bu tezlerle sokak gösterileri ve sokak eylemleri ile sosyolojinin fay hatları

harekete geçirilir. Toplumsal düzenin yerini kaosa bıraktığı izlenimi uyandırılmaya çalışılır.

Üçüncü aşama, psikolojik harekât ve karalama kampanyalarıyla siyasal gücün sosyolojik

gücü kırılmaya, bir yerlerden finansal krizler pompalanarak toplumda infial oluşturlmaya

çalışılır.

Dördüncü aşama, sosyla medya kışkırtmaları ile insanların yaşam alanlarına dokunan

sabote eylemlerle iktidar aciz bırakılmaya çalışılarak toplumsal infialler uyandırılmaya

çalışılır. Dolayısıyla iktidarın otoritesi yıpratılarak demokratik sistem çökertilmek istenir.

 

Son aşama, 1980 öncesinde olduğu gibi siyasal cinayetler ve terör eylemleri belli yerlerden

azdırılarak toplum tahrik edilir milli güvenliğin ve kamu gücünün kaybolduğu algısı

pompalanır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede darbe sürecine giden yol bu ve benzeri taşlarla

döşenmiş , darbeler bu şekilde hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

Son zamanlarda ilk dört aşama güdümleme anket şirketleriyle siyasi desteğin yüzde 35’lere

düştüğü zannı ile iktidarı meşruiyet sorunu tartışması içine çekme çabası bir dizayn kurgusu

formüle edilmeye çalışılmaktadır.

Mesela, dolar manipülasyonları ekonomik çöküntü ve toplumsal infial görüntüsü verme

çabası bu kaos zeminini oluşturma gayretidir.

Aslında bir süredir görünen husus, AK Parti ve Erdoğan’dan rahatsız olan küresel güçlerin

Türkiye’de dönemsel olarak kullandığı ve birbiriyle rekabet eden piyonlarını harekete

geçirme çabaları, sosyolojinin fay hatlarını kurcalama girişimleri bunun içindir.

Bu odakların iktidar ve sistem değişikliği arzusu hararetli bir şekilde kendisini

hissettirmektedir.

Genel seçimlerden sonuç olma ve seçimleri bekleme tahammülü kalmayan bazı ‘’üniformalı

politikacıların’’ ; bazı yapıları tahrik ederken bir şekilde iktidarı devirmek istemektedirler.

Bu günlerde iktidara dönük manüplasyon çabaları iktidarın zafiyet yaşadığı, meşruiyetini

yitirdiği zannını oluşturma çabası bunun işaretidir.

İnsanımızın feraseti ve demokratik teamüllere olan inancı darbe mekanizmasının attığı

adımları hemen deşifre edilme yeteneği kazanması ve anında etkisizleştirilme refleksi en

büyük kazanımımız olması yönüyle önemli bir durumdur.

Misal, Hitler’in sağ kolu ve propaganda bakanı Joseph Goebbels’in, ‘’Yalan söyleyin,

mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, siz yalana devam edin” sözü sürekli hale gelen

yalanın propaganda olarak kitleleri nasıl harekete geçirdiği düşünüldüğünde bazı siyasal

merkezlerin ve yan kuruluşlarının ‘’iktidara aşerme’’ çabaları ile yalana sarılması amaca

giden her yol mübahtır anlayışı üzerinden düşünülmesi gerekir.

Bu gün iktidar umudunu artık terkeden kesimlerin bu gün tek çıkar yol olarak artık yalanı ve

kaosu körüklüyerek toplumsal zemini enfekte gayreti, manidardır.

Oysa illegal iktidar iklimine sırılsıklam aşık bu militarist aklın; tarih yetimi olmayan bu

milletin genetiğini, toplumsal ritüellerini bir kavrayabilse, bu millet için siyaset üstü davranıp

kollektif akılla devleti ve milleti için çalıştığı görüntüsünü bir verebilse, terörle bu toplumun

temelini dinamitleme gayreti olan iç işgal heveslisi iç uzantılara uzak olduğu hissini bir

yansıtabilse, amalarla fakatlarla düşünmeden 27 Mayıs ve ardılları darbe ve darbe

teşebbüslerini açık yüreklilikle bir lanetleyebilse toplum bunu görürken kendi içinde

bulundukları iktidarı elde edememe sürekli umutsuzluk ve çaresizlik halinin tedavi edilebilir

hale evrilebileceğini kendileride görecektir.

Diğer yazıları...

Yazarlar

Arşiv Arama
- -





Copyright © 2021 Haberonda.Net Gazetesi Tüm hakları saklıdır.
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat