takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al






Mersin Sondakika

BÜYÜK ÜLKE; BÜYÜK İDEAL…


Bu makale 2021-01-22 10:43:35 eklenmiş
İsmail ŞİMŞEK
?=NewsCategoryWrite($Author_Data->name) ?>

BÜYÜK ÜLKE; BÜYÜK İDEAL…

“Geleceği konuşamayan ulusların geleceğini, geleceği konuşan uluslar şekillendirebilir.’’

Millet olarak yarını, yarınlarımızı pek konuşamamışız veya konuşturmamışlar. Bunun elbette

bir çok nedenleri var.

Ya bizi lafa tutup oyalayarak kendi yarınlarını yeniden inşa etme yolunu seçmişler.

Yada kendimizi bulabildiğimiz dönemlerde de biz suni sorunlarla uğraştırırken ürettikleri

teknolojiyi önümüze koyarak , ‘’ bak hazır var burada üretmenize ne gerek var’’ diyerek

hep aklımızı çelmiş, vazgeçirmişler.

Batının bilinç altında Türkiye’yi aşağılamak, bunu yaparken terbiye dürtüsü ile parmak

sallamak hep olmuş olagelmiştir. Çünkü ‘’ oryantalizm ‘’ diğer adıyla şarkiyatçılık öngörüsü

batının doğu toplumlarını ve kültürlerini nasıl gördüğününün projeksiyonudur.

Batı sadece doğu toplumlarını ve kültürlerini üzerinde inceleme yapılan bir zemin olarak

görür, yoksa kendileri ile denk ve adil paylaşımın bir parçası olarak değil.

Bu gün coğrafyamızda oynanmaya çalışılan tiyatroda bize biçilen figüran rolünü kabul

ettirebilme baskısının ana temasını, hep terbiye üzerine odaklamış batının bu isteklerine

karşı bir karşı tepki vermemiz oluşturmaktadır.

Gerek Türkiye’nin ve gerekse küllerinden yeniden doğduğu Osmanlı’nın yaşam serencamına

baktığımızda üçyüz küsür yıl sonra 1699’da dağılmaya başlayan parça bu gün ana uzvuyla

yeniden buluşmaya hazırlanıyor.

Ana gövde Türkiye, parçalar ise Osmanlının 600 yıl adaletle hükmettiği Balkanlar, Afrika,

Güneyimizdeki tüm Arap coğrafyası bu gövdenin parçaları olarak buluşmaya, yeniden

bütünleşmeye gün sayıyor.

Tüm bunlar, dedeleri Osmanlı’nın hoşgörüsünü yaşamış toplumların bu ülkeye yeniden

ihtiyaç hissetmelerinden kaynaklanıyor.

Bu gün Türkiye, tıpkı ataları gibi bu toplumları yeniden ihya ve inşa etmekle meşgul. Bu

sadece yapılan yardımlarla, koruma altına almakla olmuyor. Bu toplumları bilinçlendirerek

ufuk katarak misyon ve vizyonlarını önlerine koyarak oluyor.

Gelinen noktada dünyanın tam orta yerine sıkışmış, merkezdeki Türkiye sessiz sedasız kendi

dönüşümünü gerçekleştiriyor.Bunu bu mazlum coğrafyanının insanlarına emperyalistlerin

ferasetsizliği altında inleyen toplumlarına abilik, yeri geldiğinde kardeşlik yaparak

gerçekleştiriyor.

Batı hep kaygan zeminden beslenen sülüktü zaten… Sanayi devrimiyle gerçekleştirdiğii

potansiyelini coğrafi keşiflerle zenginleştirerek doğuyu, uzak doğuyu, Afrika’yı hep

sömürdü.Bellemek için ‘’ hep analarını’’ sordu, babaları hiçbir zaman umurlarında olmadı.

Osmanlı ise bunu hiçbir zaman aklından dahi geçirmedi. Hoşgörü ve adaleti ajandasıın ana

 

başlığı yaptı.Zaten bunu yapmasaydı 600 yıl bu coğrafyalarda yaşama, hüküm sürebilirme

şansı olamazdı.

Artık Türkiye devraldı Osmanlı’nın bu misyonunu…

Ancak… Bunu devam ettirebilmek ancak ve ancak ekonomi ve savunma sanayinde üreterek

daha fazla üreterek iktidar ve muktedir olabilmekten geçiyor.

Yarınları konuşabilmek bunun için çok önemlidir.

Yarını konuşurken yarından da ötesine neler yapılabilirliği konuşmak hatta büyük

planlamaları artık tartışabilmemiz gerekiyor.

Okudukça yeni şeyler öğreniyor insan. Mesela, dışarıdan bakıldığında belli şeyler dışında

hiçbir şey yapılmadığı sanılıyor.

Oysa bizim göremediğimiz, aklımızdan dahi geçmeyen o kadar çok şeyler yapılıyor ki pek

çok alanda…

Ancak yapılanlar ortaya çıktığında sanki hemen oldu bitti zannediyoruz bir çok şeyi… Oysa

bu başarı çok zaman alan yıllarca hatta on yıllarca uğraşının ciddi bir çabanın neticesi olarak

çıkıyor karşımıza.

Bu gün terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatlar önemli savunma sanayi

üretimleri hep bu planlamanın ve çabanın neticesi.

Kısaca, başarıyı hep daha büyük başarıyı dünü inkar etmeden geleceğin ihtiyaçlarını

belirleyip bu istikamette büyük adımlar atarak gerçekleştirebiliriz.

Yarınların, anasının ak sütü gibi bu milletin hakkı olduğunu düşünüyor ve inanıyorsak, bu

devleti yüceltmek istiyorsak geleceği ancak bu şekilde biçimlendirebiliriz. Geleceğimizi

şekillendirecek yapısal restorasyonları ancak bu şekilde biçimlendirebiliriz.

Kendimizi geliştirip büyüttükçe birilerinin midesine oturacağız. Bu belki birilerine sancı

yapacak ancak bunlar iyi şeylerin habercisi diyecek büyük ülke büyük ideal menzilinden

ebet müddet dönmeyeceğiz.

Diğer yazıları...






Yazarlar

Arşiv Arama
- -












Copyright © 2021 Haberonda.Net Gazetesi Tüm hakları saklıdır.
pendik evden eve nakliyatkartal evden eve nakliyattuzla evden eve nakliyatevden eve nakliyat